Alfred Stieglitz

Alfred Stieglitz (d. 1 Ocak 1864 – ö. 13 Temmuz 1946),
Elli yıldan daha uzun olan kariyeriyle fotoğrafın, resim ve heykel gibi sanatlarla birlikte kabul görmesine yardımcı olan ABD’li fotoğraf sanatçısıdır. Birçok fotoğrafının bu sanat dallarına görünürde benzemesiyle ve Georgia O’Keeffe ile evliliğiyle tanınır.
Stieglitz altı çocuğun en büyüğü olarak dünyaya Hoboken, New Jersey’de geldi ve Manhattan’ın Yukarı Doğu Yakasında (Upper East Side) büyüdü. 1881 yılında ailesiyle birlikte Almanya’ya göç etti. Ertesi sene Stieglitz, Berlin’deki Technische Hochschule Üniversitesi’nde makina mühendisliği okumaya başladı ve kısa bir sonra fotoğraf bölümüne geçiş yaptı. Avrupa’nın kırsal kesimlerini fotoğraf makinasıyla birlikte gezerek Alman sahillerinde çalışan birçok köylüyü bunun yanında Almanya’nın el değmemiş ormanlarını fotoğraflayarak çok sayıda ödül kazandı ve 1880’lerde tüm Avrupa’nın dikkatini çekti.
1893 yılında New York’a dönüşünün ardından, hayatı boyunca aşık olduğu kendinden yaşça küçük olan Emmeline Obermeyer ile evlendi ve 1898 yılında Kitty adlarında bir çocukları oldu. Emmeline’in babasının ve kendisinin verdiği paralar Stieglitz’in çalışmadan yaşamasını olanaklı kıldı. 1893’ten 1896’ya kadar American Amateur Photographer dergisinde editörlük yaptı ancak editörlük yönteminin kaba, zorba olduğu birçok abonenin dergiden uzaklaşmasıyla kanıtlandı. İstifaya zorlandıktan sonra o zamanlar New York Camera Club olarak bilinen The Camera Club of New York ‘a dönüş yaptı ve kulübün haber bültenini Camera Work olarak bilinen ciddi bir sanat dergisi içinde tekrar donattı. O her basılmış görüntünün bir resim olabileceğini, bir fotoğraf olamayacağını duyurdu. Stieglitz’in hangisinin hangisi olduğuna karar vermesini olanaklı kılan hesap yine kendisinin bilimsel yöntemiydi.
Amerika’daki moda olan büyük fotoğraf kulüpleri onu tatmin etmedi; 1902 yılında Photo-Secession olarak bilinen, üyeleri arasında Edward Steichen, Gertrude Kasebier, Clarence White ve Alvin Langdon Coburn gibi fotoğrafçıların olduğu gurubu, sanat dünyasının fotoğrafı “çevreyi ayırdetmenin tek ifadesi” olarak tanımasına zorlamak amacıyla kurdu. Photo-Secession kendi sergilerini kurdu ve Camera Work adındaki üç ayda bir çıkan dergide bunları yayımladı.

1905 – 1917 yılları arasında Little Galleries of the Photo-Secession adındaki geleriyi yönetti. 1910 yılında Albright-Knox Sanat Galerisi’nde bir sergi düzenlemesi için davet edildi, bu sergi ziyaretçi sayısıyla rekorlar kırdı. O hala “fotoğraflar fotoğraflara benzer” görüşünde ısrarlıydı, böylece fotoğraftaki gerçekçilik resimlerin daha soyut hale gelmelerini olanaklı kıldı. Bu soyut sanata kayış, Camera Work abonelerini ve izleyici halkı çok şaşırttı.
Stieglitz 1918 yılında eşi Emmeline’den ayrıldı; hemen ardından, eve geldiğinde Georgia O’Keeffe’nin fotoğraflarını çekerken bulduğu Stieglitz’ı evinden attı ve Stieglitz, Georgia O’Keeffe’nin yanına taşındı. Çift 1924 yılında evlendi ve Stieglitz fotoğrafçılıkta (hayatı boyunca karısının yüzlerce fotoğrafını çekmiş olmalı), karısı ise Stieglitz tarafından ün sahibi olarak her ikisi de başarılı oldular. Ancak evlilikleri Gregoria’nın hastalık hastalığı ve baskınlığı yüzünden zoraki bir hal aldı. 1930’larda Gregoria altı ayını ondan uzak bir biçimde New Mexico’da geçirdi.
1930’larda, Stieglitz bir kısmı Dorothy Norman’ın nü fotoğrafları olan bir seri fotoğraf çekti. Bu çekilen fotoğraflar çoğunlukla, insan vücudunun mahrem olmayan yerlerinin artistik potansiyel taşıdığının anlaşıldığı ilk fotoğraflar olarak kabul edilir. Yine bu yıllarda, Stieglitz ticari olmayan, New York City galerilende iki sergiye başkanlık yaptı.
Stieglitz’in fotoğrafla olan aktif alakası geçirdiği kalp rahatsızlığına bağlı olarak 1937’de bitti. Daha sonraki on yıl boyunca George Gölü’nde tatil yaptı ve karanlık odaya çevirdiği bir kulübede çalışmalarına devam etti ve O’Keeffe ile birlikte Manhattan’daki, ilk gökdelen olan Shelton Oteli’nde yaşamına devam etti. 1946’nın 82. günüde öldüğünde hala birbirlerinin sadık birer destekçisiydiler.

Henri Cartier-Bresson

Henri Cartier-Bresson (d. 22 Ağustos 1908 – ö. 3 Ağustos 2004), Fransız fotoğrafçı. Belge fotoğrafçılığının önemli isimlerinden biri.

Paris’te küçük bir köyde dünyaya geldi ve öğrenimini burada yaptı. 1927-1928 yılları arasında Paris’te kübist ressam André Lhote ile birlikte çalıştı. Onun da etkisiyle resme ilgi duydu ve 1929 yılında Cambridge’e giderek resim ve edebiyat öğrenimi gördü.

Daha çocukluğunda sahip olduğu Brownie marka fotoğraf makinesiyle fotoğrafçılığa adım atan Cartier-Bresson, profesyonel anlamda fotoğrafçılıkla 1930’dan sonra ilgilenmeye başladı. 1931 yılında yanında az bir parayla Afrika’ya gitti ve orada ormanda yaşadıklarını belgeledi. Ancak karasu hummasına yakalanınca Fransa’ya dönmek zorunda kaldı. 1933’te ilk 35 mm’lik Leica’sını aldı. 1937 yılında Ratna Mohini’yle evlendi. Aynı yıl İspanya İç Savaşı’nı konu alan bir belgesel yaptı. Sinemaya olan ilgisiyle birlikte 1936-1939 yılları arasında yönetmen Jean Renoir’ın asistanlığını yaptı ve Une Partie de Compagne (Bir Kır Gezisi) ile La Régle de Jeu (Oyunun Kuralı) adlı filmlerde bulundu.
devamını okumak için tıklayınız

Magnum Fotoğrafları için tıklayınız

Life dergisi için tıklayınız

Artsy’s Henri Cartier-Bresson page

Eugène Atget

Jean Eugène Auguste Atget (d. 12 Şubat 1857, Libourne, Bordeaux yakınları-ö. 4 Ağustos 1927, Paris, Fransa), fotoğraf sanatçısı. Paris’e ve Parislilere ilişkin resimleriyle 20. yüzyılın en etkili fotoğrafçılarından biri olmuştur.
Yaşamının ilk yılları üzerine pek az şey bilinir. Çok küçük yaşta annesiyle babasını kaybetti ve amcasıyla oturdu. Gemilerde kamarot olarak birçok yolculuk yaptıktan sonra tiyatro oyuncusu olmak için denizciliği bıraktı. Kendinden yaşça çok küçük bir kadın oyuncuya aşık oldu, onunla birlikte gezici bir tiyatro kumpanyasıyla Fransa’nın bellibaşlı kentlerinde turneye çıktı. Kaba saba bir görünümü olduğu için hep küçük roller ve düşük ücretler alıyordu.

Atget 40 yaşlarına vardığında, sevgilisi de kendisi de tiyatro oyunculuğuyla geçinemeyecek hale gelmişlerdi. Yeni bir iş bulmak zorunda kalan Atget kısa bir süre ressamlığı denedi ve yaklaşık 1898’de de fotoğrafçı olmaya karar verdi.

Yaşamı bundan sonra, Paris ve çevresinde resimlenmeye değer ne gördüyse hepsinin fotoğrafını çekmekle geçirdi. Demir parmaklık, çeşme, heykel, ağaç görüntülerinden çeşitli fotoğraf dizileri hazırladı. Dükkan cephelerini (“Sepet ve Süpürge Dükkanı, Paris”, 1910), vitrinleri (“Üniformalar, Haller, Paris”, y. 1910) ve yoksul satıcılar (“Gezici Abajur Satıcısı”, y. 1910) görüntüledi.

Basit ya da sıradan pek az fotoğrafı vardır. Yaklaşık 1920’de çektiği “Café ‘La Rotonde,’ Montparnasse Bulvarı, Paris” adlı fotoğrafı içinde hiçbir insanın bulunmamasına karşın lirik ve insani bir nitelik taşır. Yaklaşık 1910 tarihli “Dev, Fête du Trône, Paris” onun garip ve insanı tedirgin eden görüntüleri yakalamadaki ustalığını gösterir. Belli başlı müşterileriyse, tarihsel yapı ve anıt fotoğraflarını satın alan müzeler ve tarih kurumlarıydı.

Atget I. Dünya Savaşı sırasında ve daha sonraki yıllarda yoksul düştü. Ama 1921’de, yaşamı boyunca gelen az sayıdaki iş önerilerinden birini aldı: Paris genelevlerini belgeleyecekti. Bu çalışma sırasında “Genelev, Versailles” (y. 1921) gibi usta işi fotoğraflar çekti. 1926’da, Paris’te yaşamakta olan ABD’li ressam ve fotoğrafçı Man Ray, Atget’nin “Vitrin: Terzi Mankenleri” (y. 1910) ve “Kuaför, Avenue de l’Observatoire, Paris” (y. 1920) adlı fotoğraflarını gördü. Onun vitrin camlarındaki yansımaları kullanmadaki ustalığına, bu yansımalarla elde ettiği karışık görüntülere hayran kaldı ve onun dört fotoğrafını La Révolution Surréaliste dergisinde yayımladı. Atget’nin yaşamı boyunca yayımlanan yapıtları yalnızca bunlardı.

Atget son yıllarında pek az yapıt verdi. 1900’lerden sonra ekmek, şeker ve süt dışındaki yiyeceklerin tümünün zehirli olduğuna inanarak yalnızca bunlarla beslenmişti. Bu yıpratıcı rejim ve zorlu çalışmalarla geçen uzun yıllar onu fiziksel açıdan oldukça güçsüz bıraktı. Tüm yaşamını paylaştığı kadının 1926’da ölmesinden sonra bütünüyle yalnız kaldı ve yardıma muhtaç duruma düştü. Ölümünden sonra, New York’ta sanat yapıtlarının alım satımıyla uğraşan Julien Levy ile Man Ray’in yardımcısı ABD’li fotoğrafçı Berenice Abbott, onun koleksiyonunun kalan bölümünü satın aldılar. Bu koleksiyon bugün New York’taki Modern Sanatlar Müzesi’ndedir.

Öldüğünde pek tanınmayan Atget’nin, gerçeküstücülerin topladığı fotoğrafları ancak birkaç ressama esin kaynağı oldu. Büyük formalı makinesiyle çektiği fotoğrafında yalın bir teknik uyguladı ve hemen hemen hiç enstantane kullanmadı. Temel esin kaynağı, büyülü havasını yakaladığı çoğunlukla ve ıssız, adeta gerçekdışı Paris’ti.


Eugène Atget
Eugène AtgetEugène AtgetEugène Atget

Şahin Kaygun

1951 yılında Adana’da doğdu. 7 Aralık 1992’de İstanbul’da öldü. İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda fotoğraf ağırlıklı grafik eğitimi gördü.
Fotoğraf Sanatçıları Derneği (FOTOS)’nin kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı.

Çeşitli gazete ve dergilerde çıkan yazılarıyla da fotoğraf sanatının yaygınlaşmasına önemli katkılarda bulundu.

Kaygun, özellikle renkli ve siyah/beyaz grafik anlatımlı çalışmaları, sanatçı portreleri ve belgesel sokak fotoğraflarıyla tanındı.

Ancak 1980’li yılların sonunda yaptığı “Polaroid” fotoğrafları ve 1990’lı yılların hemen başında gerçekleştirdiği “Eski Zaman Denizlerinde” adlı “foto-pentür” çalışmalarıyla fotoğraf çevrelerinde şaşkınlık yarattı ve bir süre tartışıldı.
Türkiye’de ki ilk polaroid fotoğraf sergisini açan sanatçının bu yapıtlarından bazıları Uluslararası Polaroid Koleksiyonu’na alındı.

Araştırmacı, atılımcı tavrının yanısıra, kurallara bağlı kalmayı sevmeyen, bu nedenle alışılmışın dışında çalışmalar yapan Kaygun fantastik ögeleri grafik anlatımlarla desteklediği dışavurumcu yapıtlarıyla tanınıyor.

Fotoğraf dışında sinemayla da ilgilenen sanatçı, yönetmen olarak iki filme imza atmıştır. Afife Jale (1987) ve Dolunay (1988). Dolunay, başta Cannes olmak üzere birçok uluslararası film şenliğinde gösterilmiştir.

Sanatçı 7 Aralık 1992 tarihinde vefat etmiştir.

Erich Salomon

Alman fotoğrafçı (28 Nisan 1886 – 7 Haziran 1944) ünlü insanların doğal ortamlarda fotoğrafını çekerek “paparazi” fotoğrafçılığının öncülüğünü yapmıştır. Auschwitz kampında ölmüştür.

Şinasi Barutçu

(1906-1985)
İFSAK’ın kurucularından. Amatör fotoğrafçılığın gelişmesi ve yaygınlaşması amacı için Kitaplar yayınlamış,Sergiler açmış Ark’lı slayt makineleri ile dağları gezerek slayt gösterileri yapmıştır, fotoğrafçılığın yaygınlaşması için uğraşmıştır. Ölümünden sonra yaptıkları unutturulmak istenircesine adına, sadece çağrılı kişilerin katıldığı bir kupa (Şinasi Barutçu Kupası) oluşturulmuş ve dağıltılmıştır. Hayatını fotoğrafı yaygınlaştırmak amacı ile geçiren bir amatöre yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
Umarım amatör fotoğrafçılar Şinasi Ustaya sahip çıkarak bu “seçkinci” anlayışı düzeltirler.

Roger Fenton

(28 Mart 1819 – 8 Ağustos 1869) İngiliz fotoğrafçı ,ilk savaş fotoğrafçısı. 1853-1856 yılları arasındaki Osmanlı-Rus (Kırım) Savaşını fotoğraflamıştır.

Margaret Bourke-White

Margaret Bourke-White
Margaret Bourke-White

Margaret Bourke-White (d. 14 Haziran 1904 – ö.27 Ağustos 1971) Amerikalı bir belgesel fotoğrafçıydı.
Hindistan Mohandas K. Gandhi ile suikastından birkaç saat önce röportaj yapmış ve fotoğraflarını çekmişti. 1941 yılında Sovyet’in beş yıllık planının fotoğrafını çekmek için izin verilen ilk yabancı fotoğrafçı ve Life dergisinin birinci sayısının kapağında yayınlanan fotoğrafın sahibi olarak bilinir.
Fotoğrafları Brooklyn Müzesi, Cleveland Sanat Müzesi ve New York Modern Sanat Müzesi de dahil olmak üzere birçok müzede ayrıca Kongre Kütüphanesi koleksiyonunda bulunmaktadır.

Margaret Bourke-White,1904,Amerika,Life dergisin,ABD,Mohandas K. Gandhi,Gandhi ,Gandi,Belgesel,Foto journalizm, foto haber,habercilik,foto belgesel,fotoğrafın tarihçesi,tarihçe,kronoloji,belgesel fotoğraf tarihi,
Mohandas K. Gandhi,
Margaret Bourke-White,1904,Amerika,Life dergisin,ABD,Mohandas K. Gandhi,Gandhi ,Gandi,Belgesel,Foto journalizm, foto haber,habercilik,foto belgesel,fotoğrafın tarihçesi,tarihçe,kronoloji,belgesel fotoğraf tarihi,
Mohandas K. Gandhi,

Margaret Bourke-White,1904,Amerika,Life dergisin,ABD,Mohandas K. Gandhi,Gandhi ,Gandi,Belgesel,Foto journalizm, foto haber,habercilik,foto belgesel,fotoğrafın tarihçesi,tarihçe,kronoloji,belgesel fotoğraf tarihi,Margaret Bourke-White,1904,Amerika,Life dergisin,ABD,Mohandas K. Gandhi,Gandhi ,Gandi,Belgesel,Foto journalizm, foto haber,habercilik,foto belgesel,fotoğrafın tarihçesi,tarihçe,kronoloji,belgesel fotoğraf tarihi,Margaret Bourke-White,1904,Amerika,Life dergisin,ABD,Mohandas K. Gandhi,Gandhi ,Gandi,Belgesel,Foto journalizm, foto haber,habercilik,foto belgesel,fotoğrafın tarihçesi,tarihçe,kronoloji,belgesel fotoğraf tarihi,Margaret Bourke-White,1904,Amerika,Life dergisin,ABD,Mohandas K. Gandhi,Gandhi ,Gandi,Belgesel,Foto journalizm, foto haber,habercilik,foto belgesel,fotoğrafın tarihçesi,tarihçe,kronoloji,belgesel fotoğraf tarihi,

Lewis Wickes Hine

(d. 26 Eylül 1874 – ö. 3 Kasım 1940)

ABD’li fotoğrafçı. Sanayi işçileri ve göçmenlerle ilgili fotoğraflarıyla tanınan fotoğraf sanatçısı.

1874’te Oshkosh, Wisconsin’da doğdu. Babası öldükten sonra 18 yaşında çalışmak ve öğrenimi için para biriktirmek zorunda kaldı. Hine, sosyoloji öğrencisi olarak Chicago Üniversitesi, Columbia Üniversitesi ve New York Üniversitesi’nde eğitim gördü. Daha sonra New York’ta Ethical Culture School’da öğretmenlik yaptı. 1905 yılında New York’ta Ellis Adası’nı ziyaret etti ve binlerce göçmenin yaşadıklarını fotoğrafladı.

1908 yılında Hine, Çocuk İşçiler Ulusal Komitesi fotoğrafçısı oldu ve ABD’deki çocuk işlerinin durumunu, çalışma koşullarını incelemekle görevlendirildi. Çektiği fotoğraflarla henüz oyun yaşında olan çocuk işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını resmederek, haklarında ayrıntılı bir rapor hazırladı.

I. Dünya Savaşı sonlarına doğru Kızlıhaç Örgütü’yle birlikte Avrupa’da çalıştı. Özellikle Balkanlar’da çocuklarla ilgili fotoğraflar çekti. New York’a döndükten sonra Empire State Binası’nın yapım aşamasını belgeledi. Hine fotoğraf çekebilmek için tehlikeli pozisyonlarda, yapının demir ve çelik iskelesinde caddede asılı kalarak en iyi fotoğrafı çekmek için uğraştı.

Yaşamının geri kalanında hükümetin projelerinde çalıştı ve 1940 yılında 66 yaşında New York’ta yaşamını yitirdi.

Jacob Riis

1870’li yıllarda ABD’ye göç ettiğinde ABD toplumunda depresyon ve yoğun işsizlik en üst düzeydedir. Özellikle sanayi işçileri arasında işsizlik büyük orandadır. Tüm bu oluşumlar, emek ile sermaye arasındaki gerilimi arttırmış, sonuçta 1877 yılında demiryolları grevine yol açmıştır. Riis o sırada polis muhabiri olarak çalışmaktadır. New York Tribüne’deki yazılarında sürekli olarak New York barınakları ve polis barınma evlerindeki kötü koşullara dikkat çekmektedir. Buralara yaptığı ziyaretler sırasında sürekli olarak gördüklerini başkalarına gösterebilmenin yollarını aradığını belirterek, sadece çizim veya yazıyla bu işin olmayacağını anlayıp fotoğrafa yönelmiştir. Riis çektiği fotoğrafları yayınlamak üzere çeşitli dergilere gönderir. Ancak dergi editörleri çalışmalarına pek ilgi göstermezler. Riis bunun üzerine New York kiliselerinde saydam gösteriler yapıp, konferanslar vermeye başlar. Bu konuşmalar öylesine etkili olur ki, bir dergi editörü Riis’ten konuya ilişkin bir makale yazmasını ister. Bu makale onun en önemli kitabına giden yolu açacaktır.

1890 yılında yayınladığı kitabı “Diğer Yarı Nasıl Yaşıyor” ve 1892 yılında yayınladığı “Yoksulların Çocukları” kitabı New York’luları bilinçlendirip o dönemde New York valisi olan Theodore Roosevelt’in bir takım reform önlemleri almasına yol açar. Bunlar arasında Riis’in yayınladığı Mulberry Bend mahallesindeki barınaklarda vardır. Günümüzde burada Jacob A. Riis Neighbourhood Settlement denilen mahalle yükselmektedir.
Gisel le Freund’a göre Riis’in çalışmalarıyla; “Tarihte ilk kez bir fotoğrafçı, fotoğrafı, yoksulların yaşamkoşullarının iyileştirilmesi savaşımında bir silah olarak başarıyla kullanmıştır”.